Bugun...
SON DAKİKA

Dernekler Cenneti Avusturya (3)

Avusturyalıların kurmuş oldukları derneklerle, Türkiye göçmenlerinin kurmuş olduğu dernekler arasında ki en önemli gözetilen fark, Avusturyalıların kurmuş oldukları derneklerin birleştirici ve sivil toplumu harekete geçirici bir rol oynaması, Türkiye göçmenlerinin oluşturdukları derneklerin ise, ayrıştırıcı ve toplumu içinde bulunduğu ülkeye yabancılaştırdığı gözlemlenmiştir.

facebook-paylas
 Tarih: 24-12-2018 09:51:00  -   Güncelleme: 24-12-2018 09:55:22

Dernekler Cenneti Avusturya (3)

Daha önce yayınladığımız ‘’ Dernekler Cenneti Avusturya’’ yazı dizimizin bir ve ikinci bölümünde, sivil toplumun doğuşu ve sivil toplum bilincinin oluşmasını ele almıştık.

Ayrıca, Avusturya’da yaşayan Türkiye toplumunun 1964’den bu güne oluşturdukları sivil toplum kuruluşlarını incelemiş, Türkiye toplumunun dernekleşmeden, ne anladığını ve nasıl uyguladığına değinmiştik.

► Dernekler Cenneti Avusturya (1)

► Dernekler Cenneti Avusturya (2)

► Dernekler Cenneti Avusturya'da Dernek Nasıl Kurulur?

Türkiye göçmenlerinin, Avusturya’da kurdukları istisnasız tüm derneklerin, Türkiye bağlantılı olduğunu görmek mümkün.

Bu bağ, ideolojik, kültürel, siyasal, sosyal ve dinsel olarak kendisini göstermekte.

Yardım dernekleri ve yerel dernekler (hemşeri) de dahil olmak üzere, istisnasız tüm dernekler bir şekilde bir bağ içerisindeler.

Avusturya dernekler cenneti başlığı öylesine seçilmiş bir başlık değildir. Avusturya sivil toplum örgütleri sayısı bakımından, Avrupa en ön sıralarda yer almaktadır.

2018 yılı verilerine göre, Avusturya’da sadece sanayi burjuvazinin (sermayedar) kurdukları vakıfların toplam bütçesi 75 Milyar Euro olarak belirtilmiştir.

Kadın, eşcinsel, feminist, mülteci, göçmen, öğrenci, öğretmen, işçi, sanat ve yardım dernekleri gibi, hayatın her alanında, yerli halkın oluşturduğu dernekler aktif olarak faaliyet yürütmekteler.

Avusturyalıların kurmuş oldukları derneklerle, Türkiye göçmenlerinin kurmuş olduğu dernekler arasında ki en önemli gözetilen fark, Avusturyalıların kurmuş oldukları derneklerin birleştirici ve sivil toplumu harekete geçirici bir rol oynaması, Türkiye göçmenlerinin oluşturdukları derneklerin ise, ayrıştırıcı ve toplumu içinde bulunduğu ülkeye yabancılaştırdığı gözlemlenmiştir.

 

Yabancıların Yabancılaştırılması (Mahalli Dernekler)

İçinde bulunduğu toplumla diyalog yollarının genişletilmesi için caba sarf etmesi gereken dernekler, bilerek veya bilmeyerek, göçmenleri yerli halktan daha da ayrıştırdığı görülmekte.

Özellikle yerel dernekler, insanların köy ve kasabasına olan özlemlerini ve kendisi gibi düşünen ve aynı topraktan gelen veya aynı topraktan gelenlerin, Avusturya’da doğmuş çocuklarını bir araya getirdiği kaçınılmaz.

Bu durum, dayanışma ve kültürlerin korunması bakımından önemli bir adım olarak görülse de, belirli bir bölgeden gelen toplulukları, kendi içerisinde dar bir alana sıkıştırma görevi de görmekte.

Yerel dernekler, anayurtla olan manevi ilişkiler ağı oluşturması, geçmişle olan manevi ilişkilerin, günümüz yaşamına, sosyal ve kültürel adaptasyon sorunları yaratabilmektedir.

Yerel derneklerin örgütleniş ve iç işleyiş şekli, gelinen kasaba veya köylerin feodal sosyal ilişkileri üzerinden şekillenmesi, öte yandan dışarıda, kapitalizmin kanunlarının ve ilişkilerinin hüküm sürdüğü bir dünyanın olması, yerel derneklerin ileriye dönük, üyelerine sadece birleşme noktası olmaktan başka hiçbir şey vermediği görülmüştür.

Aynı zaman da, kendi hemşerileri arasında birleştirici bir rol oynayan yerel dernekler, hem Türkiye toplumu içerisinde, hem de Avusturyalılar la bir ayrışmaya yol açmıştır.

Genelde bir gettolaşma yaratan Türkiye göçmenlerinin kurdukları dernekler, özelde bu gettolaşmanın en yoğun yaşandığı alan olma özelliğini yerel dernekler üstlenmiştir.

 

Yardım mı, Reklam mı? (Yardım Dernekleri)

Yardım dernekleri veya kurumlarının çıkış sloganları dini veya etnik kimlikler üzerinden şekillenmiştir. Tarih boyunca kurulan tüm yardım kuruluşları yüzyıllardır süre gelen ve her dönem belirli kesimleri bir araya getirmede araç olarak kullanılan ‘’din ve millet’’ vurgusu günümüzde de hala kullanılmaktadır. Bunun en bariz örneği, ‘’Kızıl Haç, Yeşilay ve Kızılay’’ gibi devlet güdümlü yada çok büyük kurumlarda görülmektedir.

 

Avusturya’da Türkiye göçmenlerinin kendi çaplarında oluşturdukları yardım derneklerinin, kendiliğinden gelişen bir süreç yaşaması, şartların bu oluşumları ‘yardım derneği’ olmaya ittiği görülmektedir.

Sosyal paylaşım sitelerinde ‘kadın grupları’ oluşturma furyası, çok sıradan kadınların kadın grupları kurmasıyla, toplumsal yaşamda önemli bir yer edinme çabası savaşını beraberinde getirdi.

Artık, Facebook’da bir kadın grubu kuran, kendi çevresinde önemli bir vasıf kazanmış, bir tuşa dokunuşla binlerce grup takipçisi kadınlara ulaşabilir olmuş ve hatta kendince, hükmeder olmuştur.

Toplumsal yaşamın içerisinde bastırılmış kadınların, her türlü sorunlarının tartışıldığı ve dile getirildiği bu gruplar, zamanla daha bilinçli hareket etmeyi öğrendi.

Sosyal paylaşım siteleri üzerinden, yardıma muhtaç kadınlara kendi çaplarında yardım eden bu grupların arasından sıyrılıp, yardım dernekleri statüsüne geçenler oldu.

Aslında doğal sürecin dayattığı mecburiyetten dolayı, bu statüyü kazanan dernekler, yardım kuruluşları olma yoluna girdiler.

Yardım dernekleri olduklarını artık her platformda dile getiren, eski Facebook, yeni yardım grupları, aynı zamanda birbirleriyle de ezeli bir rekabet içerisindeler.

Bir den bire mantar gibi çoğalan dernekler zincirine giren bu gruplar, topladıkları yardımları, uluslararası ilişkiler kurarak, değişik ülkelere yardım ettiklerini ileri sürüyorlar.

Yardım adı altında toplanan, para ve eşyaların, yardıma muhtaç insanlara veya kurumlara ulaştırılmasını, video ve fotoğraflar la, yine doğdukları Facebook sayfalarından kamuoyuna gösteriyorlar.

Bu dernekler genelde, Avusturya’da işletmecilik yapan Türkiye göçmeni, ‘’iş adamları’’ dedikleri esnaflardan yardım almaktalar. Sıradan üyelerinin ve sıradan vatandaşlarında katıldığı yardım kampanyalarında, esas olan esnaflardır.

Yardım dernekleri, yardım aldıkları esnafın sadece ismini söylemekle yetinmeyip, işletme logosunu haftalarca sosyal sayfalarında yayınlayıp, o işletmenin reklamını yapmaktalar.

Dolayısıyla, yardım adına çıkılan yolda, yardım alınan esnaf ile reklam ilişkisi kurulmuş olmakta ve yardımlaşma karşılıklı reklamlaşmaya dönüşmektedir. Esnaf reklam bütçesine ayırdığı ödeneği, yardım derneğine vererek, hem reklam yaptırmış olmakta, hem de toplumda yardım sever bir konum kazanmaktadır.

Yardım kuruluşları tarihler boyu hep tartışılmış ve tartışılmaya devam edilecektir. Aynı yardım derneklerine, yardım eden ama isimlerinin duyulmasını istemeyen kişi ve kurumların olduğunu da bilmekteyiz.

Bizim vurgu yapmak istediğimiz, yardım derneklerine, reklam bütçelerinin çok küçük bir bölümünü vererek, o yardım derneklerinin iyi niyetini, ticari çıkarlarına alet edilmesidir.

Kendi çabalarıyla ilerlettikleri dernekleri aracılığıyla, çok sayıda yardıma muhtaç inanlara yardım eden bu kadınlar, hiçbir alt yapıları olmadan, yaşayarak öğrenmenin mümkün olduğunu da göstermiş oldular.

Avusturya’da yine Türkiye göçmenlerinin ve diğer Müslüman milletlerin içerisinde yer aldığı, dini temelli, uluslararası çalışan ve kurumsallaşan yardım kuruluşları da mevcuttur.

► Danışmanlara En Çok Neyi Danışıyoruz?

 

Önce Üye Olun Sonra Danışın (Danışma Dernekleri ‘Büroları’)

Türkiye göçmenlerinin en büyük sorunu Almanca dilinin pratik yaşamda kullanılmasıdır.

Maalesef, Almanca bilmeyen binlerce göçmen bulunmakta. Almanca bilmeyen binlerce göçmenin ve donanımlı bir neslinde yetiştirilmesinde yetersiz kalan Türkiye toplumu, bürokratik işlerini yapabilmek için, birilerine danışma ihtiyacı duymakta.

Aslında genel anlamda Türkiye göçmenlerinin oluşturduğu her dernek, kendi çapında bir danışmanlık merkezi görevi görmekte. Ama bu dernek yöneticilerinin yeterlilik seviyesiyle bağlantılı olarak, danışanların sorunlarına pek çözüm üretememiştir.

Almanca ve yaşadığı ülkeye olan yabancılığın verdiği eksiklikten doğan ihtiyacı karşılamak için danışma büroları açılmıştır.

Danışma büroları, dernek adı altında işlev yapmakta ve dernek üye sistemine tabi kılınmaktadır. Daha önceki yazımızda belirttiğimiz gibi, dernekler; ekonomik çıkar gözetmeden, gönüllü insanların bir araya gelerek, kabiliyet ve bilgilerini ortak gördükleri değerler uğruna toplumun hizmetine sunmalarıdır.

Danışma Büroları Avusturya’da iki ayrı gruba ayrılır. Bunlar şirket kurarak danışmanlık yapanlar; daha çok ticari kaygı güderek yapılan bir yöntemdir.

İkincisi ise, dernek kurarak ‘’toluma hizmet’’ amaçlı gönüllü temeline dayanan, üye aidatları üzerinden ve devlet yardımları ile ilerleyen bir yöntem mümkündür.

Türkiye göçmenlerinin danışanı oldukları ‘danışma dernekleri’ (büroları) yukarıda belirttiğimiz iki ayrı yöntemin, her ikisini de kullandıklarını bazı danışma bürolarının ‘’müşterileriyle’’ üyeleriyle konuşarak tespit ettik.

Yardım ve Danışmanlık adı altında kurulan derneklerin, yapacakları projeler üzerinden Avusturya devletinden belirli bir miktar yardım alma olasılığı da mümkündür.

Dayanışma ve Yardımlaşma Dernekleri adı altında, kişisel ticari kaygılar güden ve toplum tarafından bu derneklerin adının bile duyulmadığını tespit etmiş bulunmaktayız.

 

Öte yandan Avusturya’nın bazı şehirlerinde, spor, kültür ve buna benzer isimler altında açılan derneklerin, normal  kurulmuş kahvehaneler gibi çalıştırıldığını, sadece dernekler yasası gereği yasak olan sert alkollü içki ve şişe meşrubat satmayarak, ticaret yaptıkları bilinmekte.  

Sivil Toplum Örgütleri anlayışına ters gelen ve dernekçiliği toplum gözünde karalayan bu davranışlar, vergi vermeden daha fazla kazanç sağlamak amacıyla yapılmış uygulamalardır.

 

Ne İçin Kurulduğunu Tespit Edemediğimiz Dernekler

İki kişinin bir araya gelerek bir dernek açması çok zor değil. Avusturya genelinde yaptığımız bir araştırma ve yılların verdiği dernekçilik tecrübemize dayanarak, kayıtlara düşen bazı dernek isimlerini araştırdığımızda, neden kurulduğunu, hangi amaca hizmet edeceğini öğrenemedik. İlgili kişilere ulaşamaya çalışsak ta bir yanıt alamadık.

Bu tür dernekler her yerde karşımıza çıkabiliyor. Toplumun menfaatleri için caba harcaması gereken bu dernekler, toplumu kandırmak, onların üzerinden para kazanmak isteyen, kesimlerle de her an bir kahvaltı programında karşımıza çıkabiliyorlar.

 

Sonuç:

Yukarıda ele aldığımız, ‘dernekler cennetinden’ küçük bir ada olarak kabul edilmelidir.

Sivil toplum bilincimizin zayıf olması, sivil toplum kuruluşlarımızın genel yapısına yansımaktadır.

Toplumsal gelişmelere duyarsız kalan dernekler, toplumun, sivil toplum iradesinin zayıflamasına neden olduğu gibi, derneklere olan güveni ve inancı da sarsmaktadır.

Sivil Tolum Kuruluşlarının, yerli kurumlarla daha derin ilişkiler ağı kurması, Avusturya dernekleşme geleneğinden sivil toplum bilinci nokrasında fikir alışverişi yapılmalıdır… (virgül.at)

foto:virgül.at

  Bu haber 2754 defa okunmuştur.
Etiketler
  Kaynak: Haber Merkezi

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Analiz - Yorum / Analyse - Kommentar Haberleri
  HABER ARŞİVİ
  ANKET Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI
YUKARI