HABER AKIŞI

Mutluluğum Özgürlüğümdür!

 Tarih: 04-04-2020 11:09:09
Nazife Haskılıç

Bana mutluluğun resmini çizebilir misiniz desem çizebilir misiniz?

Ya da hiç düşünmeden söyleyebilir misiniz? 

Çok değil daha birkaç hafta öncesine kadar hayatı rutinimizde yasarken; ta ki korona virüsü hayatımızı alt üst etmeden önce, belki mutluluk denilince dilediğince gezip tozduğumuz, indirim günlerinde delice alışveriş yapıp ruhumuzu rahatlattığımız, arkadaşlarla bir kafede magazinsel buluşma ayarlayıp dedikodu yaptığımız - tabi ki dedikodu denilince sadece kadınlar akla gelmesin, banklarda oturup sohbetlerinin sonu gelmeyen amcalarda dahil -  parklarda coşkuyla oynayan çocukların gülüşleri, el ele tutuşup birbirlerine ilan-ı aşk eden çiftlerin birbirlerine bakışları akla gelir belki. 

Şöyle bir düşünürsek, eğer hayatımız yaşam kaygısıyla süregelen hemen hemen bir günün diğer bir günü neredeyse rutin bir şekilde takip ettiği koşturmacadan ibare olduğu gerçeğidir.  

İnsan ruhu bir alıştı mı aynı düzene o düzende gitmeyi ve düzeninin bozulmasını kolay kolay istemez.

Şayet bozulursa, bir denge karmaşası yasamaya başlar ve bununla birlikte kaygı ve ego da bu düzensizlikle paralel kendini gösterir. 

Bunun en yakın örneği koronanın ilk patlak verdiği dönemde, panikle ne yaptığını ve ne satın alması gerektiğini bilmeyen insanların, tuvalet kağıdı reyonunun önünde yaptıkları gülünesi kavgalardır. 

Basit bir kavga gibi gelebilir herkese ama düşününce; bir tuvalet kağıdı için bu kadar bencilleşen insan daha büyük bir kaosta yalnızca ben egosu ne tehlikeli boyutlara ulaşabilir. 

Korkutucu gerçekten.. 

Koronanın hayatımıza girip dengelerimizi bozması bizi rutinimizden çıkmaya mecbur kıldı adeta. 

Küçücük bir virüs deyip geçemiyoruz bile. 

O küçücük virüs dünyanın en fakir ülkelerine hükmeden, kapitalist ve güçsüzü emri altına almayı başaran, sömüren, büyük güçlü ülkeleri bile önünde baş eğdirdi. 

Günden güne vaka sayıları artarken insanlar panikle yaşadıkları, devletlerin aldıkları tedbirler doğrultusunda büyük bir kaygıyla ve korkuyla yaşamaya çalışıyoruz. 

Evlerimizde karantinadayız evet. 

Türk televizyonlarında tanınmış simaların villa tarzı kocaman neredeyse dünyayı içine alan evlerinde yaptıkları " Evde Hayat Var! " sloganına karşın Avrupa'nın kutu gibi evlerinde bu slogana riayet etmeye çalışıyoruz. 

Kurallara saygıyla davranıp her şeyin sağlığımız için olduğu bilinciyle dezavantajları avantaja dönüştürmeye çalışıyoruz. 

Tabi ki bunları yaparken insanın en büyük değeri olan özgürlüğün kıymetini bir kez daha hatırlayarak..  

Meğer ne kadar önemliymiş özgür olmak. 

Bana sorsalar mutluluk nedir diye kesinlikle " özgürlüğüm " derdim. 

Çünkü özgür olmadan rahatça nefes dahi alınmıyor, özgürlük olmadan hiçbir şeyin kıymeti bilinmiyor. 

Bir çoğumuz anladık ki eskiden yapabildiğimiz ama önemsemediğimiz şeyleri şu an yapamamanın acısını.. 

Her şeyi geçtim, ailesi başka ülkede olup telefonla görüntülü arayıp, yüzlerine belki son görüşüm diyerek hafızasına kazıyan, bir şey olduğu takdirde cenazesine bile belki gidemeyecek olmanın verdiği şartlar, insanın canını öyle acıtıyor ki - özgürlüğün kıymetini bir kez daha vurgulatıyor. 

Özgürlük deyince; ben her istediğimi yapabilirim kimse karışamaz gibi bir düşünce gelmesin akla. 

Bir gün gelip sevdiklerimizden mahrum kalmak, severek yaptığımız şeyleri yapamamanın verdiği kısıtlamalar, hayatı değerli kılan şeylerin önemini sonradan anlayabilmek; özgürlük meğerse bunların hepsini kapsayan bir lüksmüş.  

Ve biz o lüksün kıymetini şimdi evlerimizde karantinada anlıyorken, dezavantajları avantaja dönüştürerek bu özlemimizi gidermeye çalışıyoruz. 

Sanal dünyanın hayatımızı çevrelediği şu dönemde aile bireylerinin bir arada geçirdiği zaman öyle kıymetlendi ki aile içinde bireyler birbirlerini yeniden tanıyor, keşfediyor adeta.  

Zorluklara karşı kenetlenmeyi, bir arada olmayı, insan olduğumuzu, vicdanımızı, yardımlaşmayı yeniden yeniden anlıyor ve yaşıyoruz. 

Umudumuzu kaybetmeden bu günlerde bir gün geçecek biliyoruz. 

Bunların yanı sıra maalesef haberlerde aile içi şiddetin artışı da, sahtekar fırsatçıların insanları kandırarak çıkar sağlamaları da, bu zor günlerde üzülerek duyduğum haberler arasında. 

Yine de her şeye rağmen hayat olumlu ya da olumsuz devam ediyor ve biz bu hayatı bir şekilde galip ya da mağlup yaşayacağız. 

İşe tatmin olmayan egomuzdan kurtularak başlayabiliriz.  

Mutluluğunda mutsuzluğunda resmini çizmek insanın kendi elinde. 

Gelin toplum olarak biz mutluluktan yana olalım. 

İnançla, umutla, sevgiyle ve sağlıcakla kalın. 

Saygılarımla... 

  Bu yazı 10017 defa okunmuştur.
Yukarı