HABER AKIŞI

Oruç, Gayesi ve Dinler Tarihindeki Yeri

 Tarih: 05-05-2020 02:59:21
Nazife Haskılıç

İslâm dünyası için tüm Müslümanlarca sevinçle karşılanan, kutsal ve içinde bin aydan daha hayırlı görülen Kadir gecesinin olduğu Ramazan ayı başlamış bulunmakta. 

11 Ayın sultanı olarak görülen bu ayın özelliği; İslam'ın şartı olarak sayılan ve bir ay süre ile oruç tutularak nefsi köreltme, sabrı öğrenme, belirli süreler içerisinde aç kalarak yoksulun, açın halini anlamaktır aslında. 

İnsanın bu süreçte nefsi ile zorlu bir mücadele vermesi, onu terbiye etmeye çalışması, sabır sürecini güçlendirmesi esas alınırken; 11 ay boyunca bedene yüklenen, vücuda zararlı atıklardan arınmaya çalışma detoksudur bir nevi.   

Oruç sadece İslâmiyet tarafından değil dünyada din olarak kabul edilen çoğu inanışlarda da farzdır.

Hatta, daha üç büyük semavi din ortaya çıkmamışken ilkel kabilelerce Tanrıları mutlu etmek ve onların gazabından korunmak amaçlı yapılan bir ibadetti. 

Günümüzde İslâmiyet haricinde yeryüzünde hala inanılan dinlerde oruç var mı ve nasıl bakılıyor oruca? 

HRISTİYANLIKTA ORUÇ: Tıpkı İslamiyet'teki gibi farzdır ve kilisenin 3.emridir. 

Orucun amacı; işlenmiş günahların cezasını bu dünyada çekmeye başlamaktır.

Zamanı ve uyulacak kuralları açısından mezhepleri arasında farklılık gösterir.

Hristiyanlıkta oruç tutma yaşı İslamiyet'teki gibi ergenlikle değil 21 yaşından başlayıp 60'a kadar devam edebilir. 

İki çeşit oruç tutarlar. OKARİSTİ orucu (şükran orucu ) ve EKLEZİYASTİK orucu (kilise orucu)  

Bu iki çeşit orucu Katolikler tutar, Protestanlar tutmaz. Hristiyan inancına göre Hz. İsa'nın öldükten sonra dirildiği ve göğe yükseldiğine inanılan Paskalyada ve Paskalya öncesi iki günde, dindar Hristiyanlar oruç tutar. 

MUSEVİLİKTE ORUÇ: Tevrat'a göre Musevilerin peygamberi Hz. Musa, Tur dağında 40 gün 40 gece kalmış ve bu sürede oruç tutmuştur. 

Bu dinde de orucun amacı; nefsi terbiye, acı çekme ve Allah'a yaklaşma aracı olarak görülür.

Oruca çocuklar 12 yaşından 1 ay alınca başlar. Tutulması mecburi görülen tek oruç pişmanlık anlamını taşıyan kefaret orucu " YAM KİPPUR" dur. 

Yam kippur İbranicede " Tövbe günü" anlamındadır. 

Bunun dışında Yahudilerin Babil dönüşünden sonra Kudüs'ün tahrip edilmesi ve diğer felaketler nedeniyle ortaya çıkardıkları dört ayrı oruçları daha vardır. 

HİNDUİZM'de ORUÇ: Nefsi terbiye amaçlı yılın belirli günlerinde tutulan, bazı besinlerden uzak kalarak bir nevi perhiz şeklinde olan oruçları tutarlar. 

TAOİZM'de ORUÇ: Doğu kültürlerinden olan Taoizm orucu sağlığı koruma, yaşlanmayı geciktirme amaçlı ya da kendilerini kötülüklerden koruma amaçlı tutulur. 

BRAHMANİZM 'de ORUÇ: Güney Asya Hint dinlerinden Brahmanizm'de her ayın 12 ve 13. günlerinde oruç tutulur.

Yaşlı, hasta ve çocuklarda dahi bu oruçtan muaf değildir. 

JAİNİZM 'de ORUÇ: Hint dinlerinden jainizm de orucun kuralları serttir. 

Kesintisiz 40 gün oruç tutarlar. 

BUDİZM'de ORUÇ: Kurucusu Buda'ya göre ne dünyaya bağlanmak ne de dünyadan vazgeçmek gerekir. 

Bu amaca ulaşmak içinde her iki ayda bir oruç tutmak ve bu sürede toplum içinde tüm günahlarını itiraf etmek gerekir. 

MANİHEİZM'de ORUÇ: Bu inanışta oruç; ışığı gönderen güneş ve aya dua etmek için tutulur. 

Babiller de Asurlar da eski Mısır Tanrılarında da oruç önemli sayılırdı. 

Ayrıca eski Roma ve Yunanlılarında orucu felaketlerden kurtulmak için tutulduğu bilinir. 

Görüldüğü gibi oruç hangi din olursa olsun özünde nefsi terbiye etmek, yaradandan bağışlanma dilemek ve beden sağlığı için yapılan bir ibadet şeklidir. 

Japon bilim adamı Ohsumi insan vücudunun aç kalınca zayıf ve hastalıklı hücrelerin içindeki gereksiz parçacıkları yok etme programını keşfetmiştir. 

Bu mekanizmaya Ohsumi "Otofajoni" adını vermiştir.

Üç günlük oruçtan sonra vücudun bağışıklık mekanizmasının yeni akyuvar oluşumunu tetiklediği ve bağışıklık sistemini tamamıyla yenilediği bilimsel çalışmalar neticesinde ortaya koymuştur. 

Orucun bilimsel yanı da manevi yanının da önemi büyüktür. 

Nefsi terbiye sırasında çekilen açlık; dünyada açlık çeken yoksul insanları anlamayı, olanın olmayanla paylaşmasını öngörür. 

Fakat bu durum günümüz insanında yanlış anlaşılıyor sanırım. 

Paylaşmadan kasıt sosyal medyadan bugün iftara ya da sahura bakın bu yemeği yaptım, ya da ben oruç tutuyorum diye tutmayanların gözüne sokmak değil - aksine Yaradanla aranda teslimiyetle ibadetini yerine getirmek, egoyu en aza indirip mütevaziliğe sığınmak, dünyadaki açlıktan ölen insanları ve onların şartlarını hissedebilmek, yardımlaşmak ve bu doğrultuda şükretmek olmalı. 

Orucun anlamını bilerek, sırf el alem ne der diye zoraki aç kalıyormuş gibi değil - kendini Allah'a karşı sorumlu hisseden, başkasının oruç tutup tutmamasıyla ilgili eleştiriler yapmayan tüm inananların Ramazan ayı mübarek olsun. Tutulan oruçların kabul olması dileğiyle... 

  Bu yazı 5960 defa okunmuştur.
Yukarı