HABER AKIŞI

Gurbetçilerin sağı ve solu

 Tarih: 16-05-2018 17:58:49
Zeki Çelebi

Türkiye de hükümetin yani Recep Tayyip Erdoğan' ın, yangından mal kaçırır gibi 2019 da yapılması gereken başkanlık seçimlerini, büyük bir telaşla 24 hazirana çekerek erken seçim kararı alması gurbetçilerinde gündemine oturdu.

Gurbetçiler, TC vatandaşı olsun yada olmasın yani oy kullanma hakkından bağımsız olarak seçimleri ana gündemine almış durumda. Sağcılar, muhafazakarlar, kemalistler, solcular, liberaller yani tüm gurbetçiler erken seçim ilan edilmesiyle cümleten seçim moduna büründü.

 

15 Ekim 2017 tarihinde Avusturya'da yapılan parlamento seçimlerinde, seçimin ana maddesi göçmenler olmasına rağmen, bu seçimler gurbetçilerin pek umurunda olmamıştı. Türkiye de yapılacak erken seçim öncesi partilerin ve adayların gündeminde doğal olarak gurbetçilere ayrılan bölüm çok küçük. Bir tarafta yaşadığımız ülke olan Avusturya da göçmenler her geçen gün daha fazla gündemi işgal ederken hatta göçmen ve göç karşıtı siyaset yapan partiler hükümet kurmuşken, gurbetçilerin gündeminde, hiç bir şekilde belirleyici olmadığı bir seçimin bu kadar yoğun tartışılması ciddi bir çelişki olarak karşımızda duruyor.

 

Bir yandan Avrupa'da gelişen ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve Müslüman karşıtlığından dert yanarken diğer taraftan sanki bir gün Türkiye'ye dönecekmişiz gibi yerel sorunlarımızı bir kenara koyup, erken seçimleri gündemin ana maddesi haline getirmek ancak hastalıklı bir toplumun vereceği bir tepki olabilir.

 

Yaşadığımız ülkedeki toplumun tarihini ve siyasetini bilen gurbetçi sayısı çok az. Bugün Avusturya da hükümete hakim olan siyaset 1938 de yani tam 80 sene önce de iktidara gelmişti. 38 – 45 arası on binlerce Yahudi, roman, muhalif, demokrat ve komünistlerin canice katledildiğini unutmayalım. Günümüzde gelişen ırkçılığın ana hedefinde Müslümanların olduğunu düşündüğümüzde Avrupa'da yaşanacak olası bir faşizm dalgasında hedefte kimlerin olacağını tahmin etmek çok zor olmasa gerek.

 

Aynı zamanda yaşanan ekonomik kriz ve dijitalleşme sayesinde hem çalışma şartlarımız hem de ekonomik durumumuz her geçen gün gerilemeye devam ediyor. Gençlerimiz ve çocuklarımızın eğitim kalitesi düşüyor. ÖVP – FPÖ hükümeti göçmenler üzerindeki baskıyı arttırıyor ve sosyal haklarımız birer birer budanıyor. Tüm bunlara birde yazılı, görsel ve sosyal medyada yapılan ırkçı haberleri de katarsak, gurbetçileri Avusturya ve Avrupa'da yakın gelecekte daha büyük sorunların beklediğini söylemek çok yerinde bir tespit olacaktır.

 

Bu kadar ciddi sorunlarla karşı karşıyayken Türkiye’deki seçimler biz gurbetçilerin hangi sorununu çözebilir? CHP yada AKP seçimleri kazanırsa gurbetçinin maddi durumunda bir düzelme olabilir mi? HDP yada İyi parti barajı aşarsa Avrupa' da gelişen ırkçılık son mu bulacak? Bu soruları katlayarak çoğaltabiliriz. Hangi partiden yada görüşten olursak olalım, Türkiye’deki seçim sonuçlarının hiç bir derdimize derman olamayacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. İlle de Türkiye'deki siyaseti yakından takip edilecek ise bu, Türkiye’nin Dış Siyaseti baz alınarak yapılmalıdır. Türkiye’deki seçimlere gurbetçilerin bakış açısı, kendi çıkarları doğrultusunda olmalıdır. Artık biz göçmenlerin Türkiye'nin dış işleri politikasından direkt olarak etkilendiğimizin bilincinde olmalıyız. Bunun için Türkiye'nin dış siyaseti dışında seçimlerden herhangi bir beklenti içerisinde olmanın hiç bir mantığı yok.

 

Tabi ki hepimizin Türkiye'de yakınları, aile fertleri, arkadaşları ve sevdikleri var. Tabi ki doğup büyüdüğümüz coğrafyadaki gelişmeler hepimizi ilgilendiriyor.

Türkiye ile halen sportif, kültürel, inançsal, etnik, ekonomik vs. bağlarımız var.

Halen TC vatandaşı yani 24 hazirandaki erken seçimlerde oy kullanma hakkı olanlar var.

Ancak gerçekçi olmamız şart. Orada 80 milyon insanın çözemediği sorunları, Avrupa'da yaşayan yaklaşık bir buçuk milyon insanın verdiği oyla çöze bilme ihtimali var mı? Anayasası referandumunda Avusturya'da kullanılan oy sayısı 110 bin civarında. 80 milyonluk nüfusu olan bir ülkeye, 110 bin kişinin yapacağı etki ne kadar olabilir.

 

Burada kendi sorunlarımızı çözemiyorken, Türkiye'ye perspektif sunmaya çalışmak tuhaf ve komik bir durum teşkil ediyor.

 

Kelin ilacı var ise bir zahmet önce kendi başına sürsün.

 

İster kabul edelim ister etmeyelim, Türkiye artık bizim için yabancı bir ülke. Burada yaşıyor, burada

 

çalışıyor, burada vergi ödüyoruz, hatta bir çoğumuz Avusturya vatandaşıyız. Çok ezici bir çoğunluğumuz hayatının geri kalan bölümünü Viyana'da geçirecek. Artık Avusturya'daki sorumluluklarımızı görmezden gelmeye devam edemeyiz.

 

Avrupa'da ırkçılık bu kadar hızlı ve yoğun gelişiyorken birincil derdimiz Türkiye olmamalıdır. Komşumuz Macaristan’da yaşanan gelişmeler dehşet verici. Bütün batı Avrupa'da Müslüman düşmanlığı çığ gibi büyüyor. Avrupa Birliği ve Euro dağılmaya doğru ilerliyorken, Türkiye'den medet ummak kendini kandırmaktan başka bir şey değil.

 

Artık yüzümüzü siyaseten yaşadığımız Avrupa'ya dönmez isek, iki arada bir derede yaşamaktan kurtulamayacağız.

  Bu yazı 1415 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR

Sitemizdeki Haberleri Beğeniyormusunuz?


HABER ARŞİVİ
LİNKLER
resmi ilanlar
Yukarı