HABER AKIŞI

Düş Yakamızdan

 Tarih: 05-06-2018 20:02:37
Zeki Çelebi

Gün geçmiyor ki Türkiye'de iktidarı 2002'den beri elinde tutan AKP gurbetçileri zor durumda bırakacak açıklamalarına bir yenisini daha eklemesin.

Cumhurbaşkanı ve şu anda da Başkan adayı olan Recep Tayyip Erdoğan, daha önce Almanya'yı 'Nazi' olarak itham ederek AB ülkelerinin tepkisini çekmişti .

Daha sonra da Almanya Futbol Milli Takımı oyuncuları olan İlkay Gündoğan ve Mesut Özil'i erken seçim malzemesi yapmıştı.

Bu hamlelerin etkisi hala geçmemişken, bu defa da içinde yaşadığımız Avusturya'nın Başbakanı Sebastian Kurz'u ahlaksızlıkla itham etmesi , bir anda Avusturya medyasında geniş yer buldu.

Yaptığı her yeni açıklama ile gurbetçileri daha da zor durumda bırakan Erdoğan ve AKP hükümeti, iktidarda kalmabilmek için her yolu mübah görüyor.

Kibir, bencillik, kabadayılık ve mantıksızlık kokan bu açıklamalar Avrupa'da yaşayan Türkiye'lilerin üzerindeki baskıyı daha da arttırmaktan başka hiç bir işe yaramıyor.

Acaba AKP hükümeti bu tür açıklamalarda bulunurken tek bir saniye gurbetçileri ne kadar zor durumda bıraktığını düşünüyor mu?

Erdoğan, Başbakan Kurz'a hakaret ederek, AB ülkeleri ve Avusturya'daki Müslüman ve göçmen karşıtı sağcıların ekmeğine ne kadar yağ sürdüğünün farkında mı?

Ayrıca bir ülkenin Cumhurbaşkanının, kendi vatandaşlarının yaşadığı ülkenin ya da ülkelerin hükümet ve bakanlarına hakaret etmesinin, akıl mantık ve sağduyuyla izah edilebilecek bir tarafı var mı? Bir de Başbakan Kurz' un Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ahlaksızlıkla suçladığını düşünelim.

Böyle bir dili hangi diplomasi kaldırabilir?

Daha geçtiğimiz Mayıs ayında Saraybosna'dan gurbetçilere seslenerek 'yaşadığınız ülkelerde, aktif şekilde rol alın' çağrısı yapan Erdoğan'ın siyasetten anladığı bu mafya vari içerik ve uslup ise, vay halimize.

Erdoğan'ın kullandığı kaba dil ile gurbetçiler Avrupa'da siyaset yapacak ise, lütfen yapmasın.

Bu mantığın yürüteceği siyaset, Avrupa'da yaşayan Türkiye'lilere köstek olmaktan daha öteye gidemeyecektir.

Bunu UETD örneğinden, Erdoğan'ın Avrupa'da siyaset yapın derken neyi kast ettiğini anlıyoruz. Diğer taraftan ise gurbetçiler, büyüyen Müslüman karşıtlığının ne kadar tehlikeli boyutlara geldiğinin pek farkındaymış gibi gözükmüyor.

Erdoğan’ın Kurz hakkındaki açıklamaları, daha önce Gurbetçilerin sağı ve solu başlıklı yazımda ifade ettiğim gibi, Türkiye'lilerin Türkiye siyasetine ve seçimlerine, Türkiye'nin dış politikasını temel alarak bakması gerektiği tespitinin ne kadar isabetli olduğunu ispatlar nitelikte bir tavır.

Zaten Avusturya hükümetinin Müslüman ve Göçmen karşıtı siyaseti gurbetçilerin hareket alanını sürekli daraltıyorken, bu tip açıklamalar ırkçılığın gelişmesini tetikliyor ve göçmenleri zor durumda bırakan milliyetci ve ırkçı yasaların gündeme alınmasına neden oluyor.

Tabi ki Erdoğan'ın tuzu kuru. Nasıl olsa kendisini bugüne kadar ki hatalı politikalarından kaynaklı olarak, hiç bir AB ülkesi ağırlamak istemiyor .

Hatta Avusturya da dahil bazı ülkeler Erdoğan'ın ülkelerine gelmesini istemediklerini açıkca ifade ediyor.

Erdoğan kendisini Avrupa'da istenmeyen adam pozisyonuna sokmakla kalmıyor, aynı zamanda biz gurbetçilerin sürekli mücadele etmek zorunda olduğu bütün ön yagıları tetikliyor.

 

Geldiğimiz noktada bugün, Türk hükümetinin yaşadığımız ve bir çoğumuzun vatandaşı olduğu Avusturya hükümeti ile ilişkilerinin yerlerde sürünüyor olması, kesinlikle ırkçı ve faşist gruplar dışında hiç kimsenin çıkarına değil tam tersine bizler de dahil, konunun tüm muhataplarının zararınadır. Türkiye’nin dış siyasetinin kullandığı agresif dilin altında, biz gurbetçiler eziliyoruz.

Tabi ki bundan Avusturya hükümeti ve medyasının sütten çıkmış ak kaşık olduğu anlaşılmamalı. ÖVP/FPÖ hükümeti için Erdoğan'ın bu tavrı bulunmaz bir nigmet.

Zaten ezelden beri Avusturya sağına hitap eden ÖVP, Kurz'un partinin başına geçmesiyle, göçmen ve Müslüman karşıtı siyasetinin dozunu arttırarak radikal sağa çoktan kaydı. FPÖ nün ne kadar tehlikeli olduğunu vurgulamaya bile gerek yok.

Erdoğan'ın her açıklaması Avusturya'nın sağa doğru kaymasını hızlandırıyor. Evet, ÖVP ve FPÖ hükümeti izlemiş oldukları siyasetle göçmenlere ikinci sınıf insan muamelesi uyguluyor.

 

Ancak bulunmuş olduğumuz durumda, ÖVP ve FPÖ ablukasından bizi Erdoğan'ın kurtaracağını düşünen var ise, kesinlikle yanılıyor. Erdoğan ve AKP’nin dış siyasette oynadığı bütün kartlar Avrupa'da sağcıların yani FPÖ gibi partilerin elini güçlendirerek ablukanın şiddetini arttırıyor.

Bu yüzden gurbetçilerin sadece AKP hükümetine değil, Türkiye'den hangi parti ya da görüşten olursa olsun tüm siyasetçilere dış siyaset perspektifinden bakması şart.

Gurbetçilerin kim yaparsa yapsın Erdoğan'ın yaptığına benzer tüm açıklama ve eylemlere tepkisi net olarak ''düş yakamızdan'' olmadığı sürece kendi yağımızda kavrulmamıza imkan yok.

  Bu yazı 2047 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR

Sitemizdeki Haberleri Beğeniyormusunuz?


HABER ARŞİVİ
LİNKLER
resmi ilanlar
Yukarı