escort ankara

mobil porno

Dernek-Protokol-Kuyrukçuluk

Avusturya’da Türkiye göçmenlerinin kurdukları derneklerin tarihi, göç tarihine kadar uzanmakta. Dernekler cenneti Avusturya’da, ideolojik-etnik-dinsel derneklerden, Protokollerde yer almak için açılan ‘tekil’ derneklere, resmi kurumların kuyrukçusu olmuş derneklerden, vergi kaçırmak için açılan derneklere uzanan bir araştırma.
 Tarih: 06-07-2019 23:48:40   Güncelleme: 17-07-2019 14:28:40
Dernek-Protokol-Kuyrukçuluk

Adem Çetin...

Tarım devriminin yaşanmasından sonra kendisini gösteren ‘’Devlet’’ olgusu, aynı zamanda bir ‘’toplum’’ döneminin de bitmesi ile başlamıştır.

Devlet, ortak bir hayatı ve kültürü paylaşan bir toplumda, bu toplumu düzenleme, bu topluma güvenlik, refah ve huzur sağlama amacını güden ve bu amaca yönelik olarak kanun koyma, bu kanunları uygulama, yargılama, cezalandırma gibi güçlere sahip olan kurumdur.

Devlet felsefesi alanında en güzel örneği veren Platon, devlet “birlikte yaşama zorunluluğundan doğan, doğal bir oluşum’’ dur der.

Devlet, kendi içerisinde ilişkiler ağı oluşturması ve bu ilişkiler içerisinde olanlar ve olmayanlar gibi bir ayrıma gidilmesi, beraberinde karşıtını doğurmuştur.

Bu karşıt ‘’Sivil Toplumdur’’

Sivil toplum kavramının düşünsel temelleri en az devlet olgusunun çıkış tarihine kadar dayanmaktadır.

Ama sivil toplum kavramının teorik temellerinin, iki yüz yıllık bir geçmişi bulunmaktadır.

Günümüzde Avusturya’da Sivil Toplum

Avusturya dernekler bakımında çok zengin ve çok çeşitliliği olan bir ülke.

Zira vakıf ve derneklerin yaptırım gücünü, kimi zaman kurumların kendilerinin bile farkına varamadıkları görülmekte.

Türkiye Göçmenlerinin Avusturya’da Dernekleşme Konusunda Tarihsel Gelişimi

Türkiye’nin kırsal alanlarından misafir işçi olarak gelen emekçi kesim, dönemin ideolojik gelişmelerinden uzak durarak, kendilerine ayırılan konteyner evlerden, normal evlere geçerek, misafir işçiliğin biteceğini, yerleşik düzene geçileceğini, farkında olmadan işaret etmişlerdir.

Sağcı Sağcıyı, Solcu Solcuyu Buldu

1970’lerin ilk yarısının bitmesi ve 1974 Türkiye genel af ilan edilmesi sonrasında, yurt dışına çıkan aftan yararlanmış siyasi tutuklular, Avusturya’da dernekleşmede yeni bir dönem başlattılar.

Kendisine birleştirici bir güç arayan Türkiye işçileri, hemşeri ve dini eksen etrafında bir araya gelirken, ideolojik, etnik ve mezhepsel oluşumların içerisinde kendilerini buldular.

Her işçi kendisini yakın gördüğü oluşumun içerisinde yer aldı.

Birleşmek Ayrıştırdı

1980’ler den hemen sonra, çeşitli dernekleşme tecrübesi kazanan Türkiye göçmenleri, örgütlenmenin kültürel boyutundan, siyasal boyutuna tam geçiş yaşadılar.

Her göçmen kendisini ifade eden derneğin içerisinde yer alarak, bir birleşme sağlamış olsa da, diğer dernekler içerisinde yer alan göçmenlerle de kendisini ayrıştırmış olacaktı.

Bu ayrışma, ideolojik boyutlarda devam etmeye yüz tutmasının en önemli etkenlerden birisi, 12 Eylül Askeri Darbe sonrası, Türkiye’den kaçan veya gelen siyasal anlamda donanımlı insanların sayesinde oldu.

Avusturya’da neredeyse, Türkiye’de var olan her siyasal akımın bir derneği oluştur.

1980 ve öncesi Türkiye ile ideolojik bağlantıları olan dernekler ve sonrasında federasyonlar kuruldu.

 

İlk Sol Dernek: Avusturya-Türk Öğrenci Derneği (ATÖD) 1964 yılında kuruldu.

Avusturya’da üniversite okumak için gelen öğrenciler tarafından kuruldu.

Ama o dönem Türkiye’den işçi gelmediği için, bu dernek diğerlerinden ayrı yer tutmaktadır.

Avusturya’da yaşayan Türkiye göçmenlerinin bu günkü siyasal ve kültürel alt yapısını belirleyen dernekler, özünde Türkiye ile paralele biçimlenmiş ve bu biçimlenme, Avusturya’da yerli halkla birlikte yaşamın önünün, bilerek veya bilmeyerek kesmiştir.

1970’lerden itibaren kurulan derneklere göz attığımızda, 2018 yılında neden hala, entegre sorunu yaşandığının yanıtını bulmuş oluyoruz.

1968  Viyana Türk İşçi ve Gençlik Derneği

ATÖD’lü öğrencilerinde içinde yer aldığı, işçilerin ve öğrencilerin birlikte kurdukları dernek.

 

İlk Sağ Dernek: 1978 Avusturya Türk Federasyonu

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Avusturya yapılanması olarak faaliyet gösterdi.

1978 Vorarlberg Türk Halkevi

Avusturya’nın en batısında yer almış bu dernek hakkında fazla bir bilgi bulunmamaktadır.

‘’Süleymancılar’’ olarak bilinen cemaat, ilk derneklerini 1973 yılında Vorarlberg’de açtı.

1982 Avusturya Türkiye Dostluk Derneği

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) taraftarlarının kurduğu dernek, halen aktif.

‘’Milli Görüş Hareketi’’ olarak bilinen yapılanma, Milli Görüş’ün ilk derneği 1976 yılında Almanya’da açıldı.

1989 Avusturya Nur Cemaati

Kadınların en yoğun olarak katılım sağladığı cemaat olarak ta bilinen kurum, ilk Almanya’da 1967 yılında örgütlendi.

1989 Alevi-Bektaşi Anadolu Kültür Derneği

Aşağı Avusturya Eyaleti ST Pölten kentinde kurulan derneğin en önemli özelliği, bir Alevi oluşumunun  isminin içerisinde, Türkiye’de dahil, ilk defa  ‘Alevi’ ibaresinin bulunmasıdır.

1990 Avusturya Türk İslam Birliği (ATİB)

ATİB, kurulduğundan beri, Avusturya’da en etkili İslami kurum haline geldi.

ATİB direk olarak, TC. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yönetiliyor.

1991 Viyana Alevi Kültür Birliği

Avusturya’da yaşadığı tahmin edilen Alevi nüfusun büyük bir çoğunluğunun Viyana’da yaşadığı gerekçesiyle, Aleviler ikinci dernek yeri olarak başkenti seçtiler.

1993 Avusturya Nizam-ı Alem Ocakları

Türkiye’de Muhsin Yazıcıoğlu önderliğinde, MHP’den ayrılanların kurduğu ‘’Büyük Birlik Partisi’’ taraftarları tarafından kuruldu.

1995 Avusturya Atatürkçü Düşünce Derneği

Türkiye’de faaliyet gösteren ADD çizgisinde örgütlülük yapmakta.

1998 Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DIDF)

Almanya merkezli federasyon, Avusturya’da işçi ve öğrenciler tarafından kuruldu.

2001 Uluslararası Öğrenci Aktivitelerini Destekleme Derneği

15 Temmuz darbe girişiminde bulunan, Fethullah Gülen Cemaati taraftarları tarafından kuruldu.

Örgütlenmeye, diğerlerine göre geç başlamış olsa da, hızlı gelişim sağlama, büyüme ve yayılmada , rakip tanımayan bir konumdaydı.

Darbe girişimi sonrasında yer altına çekildiler.

2004 Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD)

Merkezi Almanya’da olan ve açılışını da dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan yapmıştır.

UETD, bugüne kadarki çalışmalarında, AK Parti’nin Avrupa temsilcisi olduğunu ortaya koymuştur.

UETD, Bosna-Hersek’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı kapalı salon mitinginde ismini değiştirdi.

2013 CHP Avusturya Birliği

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Avrupa ülkelerinde yeni bir örgütlenme dönemi başlatmasıyla, CHP Avusturya Birliği kuruldu.

 

Yukarıda sıraladığımız dernek ve federasyonlar, Avusturya’da öne çıkanlardır.

Tabi ki burada ismini hatırlamadığımız veya gözden kaçırdığımız bir çok dernek ve federasyon mevcut.

Hepsini tek tek yazmamızın olanağı olmadığından, ismini yazmadığımız kurumlara karşı her hangi bir art niyet taşımadığımızı belirtmekte yarar görüyoruz.

Görüldüğü gibi, Türkiye göçmenleri dernekleşme ve sivil toplum bilincinde geri bir noktada bulunmamaktadır.

Yukarıda adı geçen, bütün dernek ve federasyonların Türkiye ile bir ideolojik bağlantısı bulunmakta.

Dolayısıyla, Avusturya’da yaşayan Türkiye göçmenlerinin içinde bulundukları duruma objektif yaklaşma olasılıkları çok sınırlıdır.

Çünkü her yapılanma, ideolojik beslenmeyi dışarıdan aldığından, somut koşullar üzerinden politika üretemez ve çözüm sunamaz.

Gelişmeler karşısında somut adımlar atılsa bile, bu adım ideolojik beslenmenin sunduğu sübjektif nedenlerle sınırlı kalmaktadır.

Gelinen aşamada, köklü dernekler donanımlı yeni bir nesil yetiştirmekte sınırlı kalmış, Avusturya özgülünde, yabancılara karşı ortaya konan siyaset ve yaptırımlar karşısında, kendi iç dünyasından bağımsız kararlar alamamışlardır.

Avusturya hükümetleri tarafından yakından takip edilen bu yapılanmaların, Avusturya’nın çıkarlarına dokunmadığı sürece yararlı görülmüştür.

Çünkü bu yapılanmalar, Türkiye göçmenlerini kendi içlerinde derin kırılmalar ve bölünmeler yarattığından, faydalı görmüştür.

Türkiye göçmenlerinin ortak sorunlar karşısında bile, Avusturya özgülünde bir araya gelememeleri, yabancılar üzerindeki baskı araçlarının kullanılmasını kolaylaştırmaktadır.

1970’den bu güne, kurulan bütün dernekler kendi çaplarında tabi ki yararlı işler yapmışlardır.

Ama yabancıları, kendi içerisinde gettolaştıran, bunun etkisiyle, Avusturya’daki yaşama karşı da gettolaştırdığı tartışma götürmez bir gerçektir.

Bireysel Dernekler

İdeolojik, mahalli ve kadın dernekleri dışında, son yıllarda artan bir başka dernek açma furyası, bireysel rant girişimlerinin, çıkar ilişkilerinin ve kariyer arayışının dernek ile kamufle edilmek istendiği görülmekte.

Avusturya yasalarına göre, derneklerin belirli kıstaslar dışında vergilendirilmemesi, örgütlü çalışma veya hizmet verme gibi değerlerden uzak kişilerin, tamamen çıkar amaçlı açtığı dernekler, açılış ve etkinliklerin protokolünde en ön sıralarda boy göstermekte.

Bizim Derneğimiz-Benim Derneğim

Bir kişinin, iki imza bularak, bir tüzükle dernekler polisine müracaat ederek açtığı dernek, onun derneği oluyor.

Dernek geleneği ve dernek kültüründe, benim diye bir anlayışın olmadığı düşünüldüğünde, benim derneğim söylemiyle boy gösteren ‘dernekçiler’ kolektif çalışma ve karşılık gözetmeden bir alanda hizmet verme gibi düşüncelerden uzak kişiliklerdir.

Protokollerde sadece ismi olan bu tekil dernekler, toplumda hak etmedikleri kariyer, saygı ve ticaret kaygısı güttüğü bilinmekte ve yaptıkları, daha doğrusu yapamadıkları sivil toplum muhalefetiyle de görülmektedir.

Sivil Toplum Kurumları Sivil Mi?

Sivil toplum kuruluşlarının öncelikli görevi, sivil olmaktır.

Bu, bir derneğin devletin herhangi bir kurumundan direktif alması, onun sivil toplum inisiyatifine indirilmiş en büyük darbedir.

Devlet kurumlarıyla ortak etkinlikler yapmakla, o devlet kurumunun güdümü altına girmek aynı şey değildir.

Tabi ki sivil toplum kurumları, zaman zaman devletin bazı kurumlarıyla ortak işler yapabilir.

Ama bu durum, derneğin sivil inisiyatifini kırmayan, dernek üyelerinin rızası ve sivil toplum kurallarına uygun bir biçimde yapılmalı, devlet kurumlarının sözcülüğü gibi bir davranışa girilmemelidir.

Aksi taktirde, sivil toplum kuruluşu, sivil olmaktan çıkar dolaylı yoldan resmi bir kurum haline dönüşür.

Bilindiği gibi, hem Avusturya hem de Türkiye resmi kurumları, sivil toplum kurumları üzerinde şanslarını hep denemiş, bu kurumların potansiyel güçlerini zaman zaman kullanmak istemişlerdir.

Sivil toplum kuruluşlarının içinde bulundukları şartlara göre, kimi zaman kendilerini ve potansiyel sivil güçlerini, resmi kurumlara kullandırtmışlar, onların birer sivil kolu haline dönüşmüşlerdir.

Özellikle, içerisinde her türlü siyasi, etnik ve dinsel farklılıklar barındıran mahalli dernekler, bu resmileşmeden çok büyük zarar görmüş, mahalli dernekler, mahalli olmaktan çıkarak, devlet kurumlarının veya siyasi görüşlerin birer kuklası olmuşlardır.

Bu nedenle, dernek yönetim kurullarının siyasi eğilimine göre, dernek üyeleri dernekle olan bağlarını bir daha ki seçimlere kadar koparabilmişlerdir.

 

Birlik Olun

Son zamanlarda, Viyana’da yerel habercilik yapanların nerdeyse tamamında şöyle bir söylem gelişti: STK’lar birleşsin!

Peki neden birleşsin?

Neden birleşmesi gerektiği konusunda kimsenin bir fikri yok.

Zaten ‘’birleşsin’’ söylemi soyut ve çok kapsamlı bir içerik boşluğunu beraberinde getirmekte.

Asıl soru, hangi sorunlar üzerinde birleşmesi olmalıdır.

Yoksa sivil toplum örgütlerinin birleşmesi çok gerekli bir şey değildir.

Önemli olan, ortak sorunlar karşısında, sivil iradeyi, resmi iradeye karşı savunmaktır.

En son, çifte vatandaşlık konusunda yapılan bu çağrı, yine havada kalmıştır.

Zira, neye karşı birleşileceği konusunda kimse fikir yürütemedi.

Gelişmeleri doğru tahlil edebilecek kapasite de olmayan çağrıcılar, sadece birleşin demekte yetindiler.

Sivil toplum kurumları, devletlerin kurumlarıyla ortak çalışınca, devletlerin yapmış olduğu bir uygulamaya karşı, dernek çevresini nasıl harekete geçirebileceği de, ayrı bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkmakta.  

Her şeyden önce sivil toplum kuruluşları bağımsız hareket etme kabiliyetine sahip olmalıdır.

Gücünü, resmi kurumlardan değil, kendi üyelerinden ve sivil taraftarlarından almak zorundadır. (virgül.at)

Kaynaklar:

Türkiye’den Avusturya’ya Göçün 50 Yılı (Hüseyin Şimşek)

Devlet Teorisi

Tarımın Toplumsal Düzen Üzerine Etkisi

Sivil Toplum ve Siyasal Teori

© Bild:virgül.at

  Bu haber 7484 defa okunmuştur.   Kaynak: Haber Merkezi
  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP
Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER Analiz - Yorum Haberleri
YUKARI