escort ankara

mobil porno
Can Gezer
  28-08-2019 18:11:00

İnsan: Bir Bardak Su Gibi

Şöyle dedi:
“Ey insanoğlu! Değer bilmeyen, yerinde sayarak hayallerinin gerçek olmasını bekleyen varlık! Ne uğruna?”
Kulübemden başımı uzattım, “Bekle geliyorum.” dedim,
Rüzgârın yardımıyla zayıf saçlarını ellerini bir tarak yaparak geriye attı. 
“Söyle şimdi,” dedim. 
“Sığındığın yer sana nasıl bir his yaşatıyor? Kulüben ve sen, olacaklar için mi hazırlanıyorsunuz?”
“Olacaklar pek umursamaz, göremiyorum. Sadece ‘an-ın güzelliğini yaşıyorum.” dedim, 
Düşündüğü sırada devam ettim:
“Peki sen? Böyle her şeyin farkında olarak nasıl hissediyorsun?”
Az önceki düşündüklerinin parçalandığına emindim. Yüzünün gökyüzünde kayan bulutlar gibi değiştiğini görebiliyordum. 
“Kahin, şapelini tutkuyla seven bir papaz değilim. Avukat ya da pilot da değilim. Ben:Hiçbir şey olan, o boşluğun içinde ki sessizliğim.” dedi kulübenin açık olan penceresinden rüzgârla havayı tokatlayan perdenin sesini dinlerken. Yürümek için bana sırtını çevirdi, ilerledi. Kısa süre de aynı hizaya geldik.
“Düşüncelerin bu boşluğu deliyor. Acının tatlı bir konforu olsa gerek.” dedim.
Sükûneti okşayan bir edayla: “Kurtar beni,” dedi.
Yutkundum, huzurumu yakan bir iğneleme zihnimi bulanıma soktu. Çünkü kurtarılmayı bekleyen sadece o değildi.
“Ey! Kurtarılmayı bekleyen insanoğlu! Ne uğruna?” dedi yüksek sesle. 
Şiddetli sesle düşüncelerimden uyandım. “Benim kurt…” dedim, kesti.
“İnsanların ortak sancısı!” dedi, doğru düşünceleri sevdiğimden kulübemden biraz uzaklaşmamıza izin verdim.
“Kimisi sevgiye muhtaç bir kedi gibi yaşarken bu güzel iyiliği çıkarları üzerine çeken insanlar işte –kurtarılmayı bekleyen- insanların yaşamasına neden.” dedi, 
“Sevilmek ve sevmek. Bu iki şey yalnızken de mümkün.” dedim, yalnızlığımdan bahsettiğimi anladı, bekledi. Kasırga içine düşmüş gibi kendi etrafında dönmeye başladı.
“Bunun neresi güzel! İnsan insana muhtaçtır. İki beden olup tek zihin olmak mümkün müdür?” dedi, dönmeyi kesti. Karşımda siper aldı.
“Mümkün. Ama sağlıklı değil.” dedim. Bakışlarından soruyu anladım ve devam ettim.
“Tanımak en büyük suçtur bir sevgide. Her şeyini bilmek, bir bardak su gibi:iyi gelen. Bu iyi gelen zamanın cilvesinde heyecan arar durur kendine. Öpmek ve koklamak bulaşıcıdır insanlar arasında.”
Göz yuvalarının yandığını görebiliyordum. “Peki sen ne uğruna?” dedi inatla.
“Şu taşa dikkat et düşme,” dedim ve yineledim: ‘dikkat et!’
Umursamadan düştü, pek acımasız oldu. Kaldırmak için yanaştım. ‘Kaldırma beni,” dedi, ‘uzan yanıma sende!’
Kibarca uzandım. “Tanrı için,” dedim.
Anlamadı,
“Tanrı’nın bana sunduklarını ile benliğimin tartışılmaz güzelliğini yaşıyorum. Bu en güzel yaşayış nedenim.” dedim.
“Kendine düşkünlük…” dedi, şiirsel fısıldadı.
“Hayır,” dedim, “Değer bilmek, hayallerin gerçekleşmesi için inanmak,” diye tamamladım.
“Zamanı kalkanlayan sabır’ı kontrol etmek!” dedi yine şiddetli bir sesle gökyüzünü deldi.
“Bildiğin üzere,” dedim. “Benliğini tanımak sevdiğini tanımak kadar suç.” 
“Öyleyse nasıl çileden çıkmıyorsun? Bu farkındalık ve bilgelik hastalık.” dedi.
“Sarsılıyorum ama doğaya uygun davranmaya devam ediyorum.” dedim. Doğruldum ve epik bir şekilde devam ettim: “Sevilmek güzeldir ama dengeyle. Sevmek ile eş değer olan bu his benliğinin değerleriyle oynar farkında olmadan. Birine sadık kalmak benliğinin keşfedilmeyi bekleyen güzelliklerini oyalar, yaşayamadan sessizce ölür. Bunun olmaması için sevdiğin gibi sevildiğini hissettiğinde teslim ol. Doğrulttuğun sevginin içinde kurtarılmayı bekleyen acı olmadan farkına var. İşte ben böyle bir sevgi uğruna yaşıyorum. Biliyorum ki sabır’ı kalkanı kırılacak ve  ben en güzelini yaşayacağım.” 
Gardının düştüğünü görebiliyordum. Yanında ki dal parçasına baktı ve yerinden kalktı.
“Bu güzeli yaşayamayacaksın.” dedi. Ayakta bana bakarken. Bakışlarımı tanıdı ve devam etti:
“Biz insanlar bu düşünceyle ölüyoruz farkında olmadan. İşte bu güzel hayal –yanlış insanlara- çarpa çarpa hissizleşiyor, ziyan oluyor. Çünkü emin olacak kadar sürmüyor hiçbir ilişki. Sabır pek cesaret işi.” dedi ve beni yerimde bırakarak ormanın derinliğinde kayboldu.
Çıldırmak üzereydim, ama kendimi yine kandırdım. 
“Belkide,” dedim. “Belki de öylesine yaşıyorumdur.” Kurtarılmayı bekleyen yalnızlığımı kucaklayıp kulübeme geri döndüm. 

 

 

  Bu yazı 538 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI