Esra Can
  13-08-2019 07:20:00

Tirşe Gözlü Şiir…

Şiir olduğum için özür dilerim dedi adam. Kadın tebessüm etti.

Kurulan cümleyle alçak gönüllülük fiiline basarak egosunu sergilemişti aslında.

İyi bir şey yapmadığını söyledikçe kelimelerden oluşan kutu açılıyor içinden ne kadar da iyi bir şey yaptığı ortaya çıkıyordu.

Ve tirşe gözleriyle şiir konuşmaya başladı…

Bu yolculuk, gözlerini kapatınca başlar,

Biriktirdiğin gözyaşları üzerinde sörf yapan biliyor, güneş daima vardır,

Açıkça sevenler için yarın hep olur…

………

Elinde kahve, öylece kaldı kadın . bir..iki ..üç saniye saat oldu.

Gitti, geçmişine köşe bucak bakındı yok yok yok ..mavi-yeşil gözlerine baktı şairin.

Biliyor musun dedi daha önce  ruhuma şiir okuyanla hiç karşılaşmamıştım.

Karşısındaki şair miydi şiir miydi bilmiyordu. Ruhunda o an bir tebessüm oldu.’ gözleri ! dedi kadın ‘ne fark eder ki bilmediğin bir şey daha var.

Gözleri... Mavi mi yeşil mi?’ Sordu kendine.

…….

Şiir kadının tebessümüne karşılık verdi.

İyi ve kötü zaman, her zamandır

Açıkça seven, üzülmek için zamanda sadece sana özel yaşar,

Gecenin sonsuzluğunda parlayan yıldızı, hep senin adınla perdelenir

Ve açılır gerçek seven kalp için yarınlar.

……………..

Kadının gözleri şiiri okuyanın gözlerinde takılı kaldı o an. Kısık bir sesle

‘Garip …’

‘Bir kadın için yazdığın şiiri şu an benim için okurken başka bir kadın olarak ben duygu hırsızlığı yapıyorum ve o kadın oluyorum.’

Şiir sakin ruhuna eşlik eden sakin bir tavırla kadının kulağına doğru eğilip fısıldadı.

‘Herkes gibi düşünme ..-Bu kadar şiir yazdığına göre bir sürü ilişkin olmuş olmalı-cümlesiyle herkes kelimesi içine girme.

Herkes penceresinde suçlanma ve yine aynı pencerede güvenilmez sıfatı..

Sakın yapma!’

Dedi ve sakince geriye yaslanarak önündeki kahvesinden bir yudum aldı.

……

Umut ne biter ne tükenir,

Ne de aşk, güneş yarası gibi geçicidir gerçek seven için.

Gerçek atan güçlü yürekler gibi.

Açılınca gerçekliğin hayaline,

Hayaller, gerçek olur inanan her yüreğe.

……

‘Ben inanıyorum. Evet ben şu an bir nefesin kalp atışını solumakta olduğuna inanıyorum ve buna şahidim.’ Dedi kadın.

İnsanın söyleyecek sözleri varsa, ama virgülünü bile anlatacak gücü yoksa etrafındakilere, kendini mürekkebe bulamayı yeğler. ‘Sen şair değil şiirsin.

Duyduğum mısralarda sen varsın o halde sen Tirşe gözlü şiirsin.’

Şiir güldü.

……

Şimdi kapat gözlerini,

Sana senin için gelen ışığı yakala,

Eğer yaşama kendi müziğini katmak istersen.

Bilenin yanılgısı,

Kazanmaya ödül olacak

Yeter ki sevdikten sonra üzülme cesaretini göster.

Ve belki de, belki de sen haklısın

Kazansan da kaybetsen de

Zaman adında gerçek seni meşgul edecek.

Ama hayallerin seni mesut ederken

Direnme!

Sonunda ne olacağı

Başında ne olmayacağı gibi bilinmez.

……

‘’Dur! Bir saniye’ Dedi kadın. ‘Yabancı bir şiirin Türkçe çevrisi gibisin.

Gözlerindeki kararsızlığım gibi, şiirini dinlerken seni mi çevriyi mi şiiri mi düşünmem gerektiğine karar veremiyorum ve tuhaf olan şu ki bu üçlemde kalmam bana şu an iyi geliyor.

Şiir gülümsedi. Gülümserken karşıyı nasıl rahatlattığını bilmeden öylece gülümsedi...

‘Sen bana mı gülümsedin?’ Dedi kadın.

Şiir: ‘Hayır. Sendeki yansımamdı beni tebessüm ettiren.’

Kadın utandı biran. Tirşe gözlü şiir karşısında çocukça davrandığını düşündü.

…………………..

Sen, sen, sen, üç nokta hayatın müziğinde üç nota.

Yılların sessizliğinde duyuyorsan sessizliği,

Bir vakit bir dünya ol, dünyalar içinde.

Değişen değişim ol, değişmeyenin dünyasında.

Uzun bir merhaba ve kısa bir hoşça kal,

Batan güneşin gölgesinde takip edilecek şahsiyetin imzan olacak.

Sahildeki dalganın köpüğü şahitlik yapsın.

Her defasında gelip giden dalgalar

Atan yüreğin son bulana kadar ve yeterli,

Göreceğin her şey..

Zaten görüyorsun.

Sadece

Fark etmeye yeni başlayan çocuk ruhun daima senin olsun.

Her zaman, her yerde her zaman sevdikçe yaşayacaksın

Aksi halde

Sadece nefes alacaksın.

……………………..

Bu dizeler karşısında derince nefes aldı kadın.

Bir süre sessizlik oldu.

Bu şiir için olağan bir durumdu yalnız kadın için normal değildi.

İşte o gün kadın, şiiri sevmek istediğini anladı.

Evet sevgili okuyucularım bir şiir bir kadın ve bir şair…

Vurgum şiir midir, kadın mıdır, yoksa tirşe gözlere sahip adam mıdır ona siz karar verin.

Ne şair olmak kolaydır, ne şiir, ne de ona muhatap olan kadın olmak kolaydır…

Kanaatimdir ki şiir yazanlara "aşk, yalnız, mavi, kuş, gece, yağmur, iç (içim, için, içi), yürek, sıcacık" sözcüklerini kullanmak yasaklanmalı.

Cezası falaka olsa, Filistin askısı olmalı mesela…

O an insanlık gökkuşağına hasret yağmur tanesi gibi olurken, dünya da daha mavisiz daha kuşsuz, gecesiz ve her şeyden önemli ‘ içimsiz’  bir yer olurdu herhalde.

Bir dört yol ağzı gibidir şiir, hiçbir şekilde kontrol edilemeyen. Ortada durup üzerimize son sürat gelen araçları izlemekten başka yapacağımız bir şey yoktur. 

Elimizden gelen tek şey, üzerimize gelen her şeyden kaçmayı bırakıp onları, yani kelimeleri olduğu gibi kabul ederek kağıda akmalarına izin vermektir.

Şiirin özgürlüğe ihtiyacı yoktur; özgürlüğün şiire ihtiyacı vardır.

Bu noktada sizce şairleri affedebilir miyiz(?)

Şiirle kalın, kalalım…

  Bu yazı 660 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI