escort ankara

mobil porno
Nazife Haskılıç
  01-10-2019 17:30:00

“Kadına Şiddeti Kadın Engeller”

Bir ülkeyi değil, bütün dünya gündeminin yarasıdır kadına şiddet.

Şiddet her zaman şiddeti doğurur…

Düşünün ki bir erkek çocuğunun gözü önünde eşine şiddet uyguluyor.

Bunu gören çocuk daha o zamandan ruhuna şiddeti, aşağılamayı, değer vermemeyi öğreniyor.

O da aynısını yetişkin olduğunda muhtemelen kendi çocuğuna uygular ve bu böyle devam edip gider...

Kadına şiddetin tek sorumlusu olarak erkek gösterilir.

Ama şöyle bir düşünürsek eğer; erkeği de bir kadın dünyaya getirir ve ilk eğitimini çocuğun gelişimsel dönemlerinin en önemli kısmında etki eder.

İlk üç yaş anne- çocuk bağının kurulmasında önemli olduğu gibi, ilk yedi yaşta karakter gelişimi ve davranışların oturması açısından önemlidir.

Bu yüzdendir ki bu konuda annelerin yaklaşımı ve rolü çok önemlidir.

Çocuğuna "erkek adam ağlamaz! "  "sen erkeksin!" "erkeğin elinin kiri" "erkek ev işimi yaparmış" gibi sözleri sarf ederek, erkek çocuğunun bilinç altına daha küçücükken bir üstünlük kavramını sokmuş oluyoruz.

Erkekte ağlar, neden ağlamasın ki?

O da duyguları olan bir insan nihayetinde. Yeri gelir ev işi de yapar, yeri gelir çocukta bakar, yemekte yapar..

En önemlisi çocuk yetiştirirken hedef ilke; önce cinsiyet ayırmaksızın insana saygıyı ögretmektir. İnsana saygıyı öğrenen çocuk zaten kadına saygıyı da gösterir, çocuğa da, yaşlıya da..

Maalesef ki dünyadaki istatistik araştırmalara göre, dünyanın bir çok yerinde kadınlar fiziksel şiddete maruz kalıyorlar. Özellikle bu oran Türkiye'de çok yüksek.

Daha geçtiğimiz aylarda Kırıkkale'de eski kocası tarafından kızının gözü önünde öldürülen Emine Bulut aklıma geliyor.

Tüm Türkiye'yi büyük yasa boğan o görüntüler, bir kadın ve bir anne olarak beni bu kadar derinden etkilerken, 10 yaşındaki o küçük kızın zihninde ne travmalar yarattı kim bilir?

"Anne lütfen ölme!" çığlıklarına "ölmek istemiyorum!" feryatları karışırken; bu zorbalığı, caniliği, ancak egosunu fiziksel gücüyle tatmin etmek isteyen, ezik bir yaratığın güç göstergesi olarak gördüm.

Şiddet sadece fiziksel değil; sözle, davranışla, hor görmekle, aşağılamakla, yok saymakla da olur.

Bunun adıda "Psikolojik şiddet" tir.

Belki fiziksel şiddet kadar insanın canını acıtmasa da, ruhunu fazlasıyla acıtıp kadını uçuruma daha çok sürükler.

Kadının kendini etkisiz eleman bir birey gibi görmesini ve depresif bir hal almasına sebep olur.

Bu da onun ileride çocuklarının davranışlarına kötü bir etki bırakarak ruhsal yönden sağlıksız bireyler yetişmesinin nedeni olacaktır.

Bunları bilerek ve örneklerini görerek " Kadın kutsaldır " "Kadına kalkan eller kırılsın" "Cennet annelerin ayağı altındadır" gibi sözlerle kadınlar korunmuyor maalesef.

Öncelikle kadına yönelik her türlü şiddetin psikolojik, sosyolojik hatta kültürel bir sorun olarak kabul edilmesi şarttır.

Kültürel sorun diyorum, çünkü bazı geleneksel dayatmalar var ki! Namus töre cinayetleri, bekaret kontrolu, eğitimde ayrımcılık, erken yaşta evlilik, erkek çocuk doğurma tehditti vs..

Bunlar toplumumuzun kanayan yarası, çok can alıcı konularıdır.

Devlet çıkaracağı yasalarla ve alacağı önlemlerle caydırıcı olmanın çarelerini bulmalıdır. Acaba bunun için ne gibi kanunlar hazırlanıyor tartışılır.

Biz kadınlara düşen en büyük görevse; çocuklarımızı cinsiyet ayrımı gözetmeksizin sevmek ve onlara eşit haklara sahip eğitim aldırmaktır.

Onların tertemiz kalplerine insanî tüm güzel duyguların tohumlarını ekerek hem bedensel, en önemlisi ruhsal sağlıklı bir birey olmalarını sağlamaktır.

Toplum olarak topyekun hepimize düşen görevse; bu konuda kurulmuş tüm sivil toplum kuruluşlarına destek olmakla başlayabiliriz. Tüm iletişim araçları, basın, sosyal medya bunun için var zaten.

Sosyal medya hesaplarını kim nerde ne yapmış diye kullanacağımıza, biraz duyarlı davranıp bu gibi konuları da takip ederek tepkimizi gösterebiliriz.

Unutmayalım tepkisizlik kabulleniştir. Şiddetin artarak devam etmesine yol açar.

Susma! Tepkini göster! Kadına şiddetin mazereti olamaz!

  Bu yazı 1254 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI