escort ankara

mobil porno
Perspektif (Adem Çetin)
  30-09-2019 00:12:00

Seçimleri ‘Mağduriyet’ Kazandı

Siyasette “mağduriyet” kavramı, seçmenin bir bölümünün, taraflardan birisinin diğeri tarafından mağdur edildiği ve veya kendisinin mağduriyetine yol açan eylemlerde ve söylemlerde bulunulduğu düşüncesi ile oyunu, mağdur edenin rakibine vermesi veya desteklemesidir.

Ibiza video skandalından sonra gelişen süreçte, Sebastian Kurz’un tereddüt etmeden koalisyonu sonlandırması, seçmen tarafından göz ardı edilmemiş, Kurz’un iktidar gücünden doğan ihtiraslara kapılarak koalisyonu devam ettirme çabasına girmediğini görmüştür.

Bu durum Avusturyalılarda, Kurz’un ve Halk Partisi’nin-siyasi menfaatlerden bağımsız olarak ülke sevgisine sımsıkı bağlı olduğu inancı doğurmuştur.

ÖVP ve Kurz, son yılların en iyi fırsatını yakaladığının bilincinde olarak sonlandırdıkları koalisyon hükümetinin, geri dönüşümünü tek başına iktidar olarak hesaplamaktalardı. ÖVP içerisinde yapılan bu hesaplar, verilerin yok edilmesiyle gün yüzüne çıkacaktı ki. Çıkartılamadı.

ÖVP, küçük ortağını istenmeyen çocuk ilan etmiş ve seçim yapılması konusunda Cumhurbaşkanından destek beklemiştir.

Tam o günlerde, Sosyal Demokrat Parti (SPÖ), zaten dağılmış koalisyon hükümetinin başbakanı hakkında parlamentoya gensoru sundu. SPÖ, Başbakan Kurz için güven oyu istiyordu.

Oysa, Avusturya tarihinde hiçbir dönem bir başbakan için güven oylamasının yapılması istenmemişti. Bu durum bile, seçmende bir mağduriyet duygusu uyandırmaya yetecekti.

Parlamento, Başbakan Sebastian Kurz’a güven oyu vermedi.

Kurz, güven oylaması sonrasında parlamentoda yaptığı konuşmasında, bugünkü seçim sonuçlarını şifreli bir biçimde vermiştir.

Devrik Başbakan, seçilerek tekrar geleceğim diyerek, parlamentoyu terk etmiştir.

SPÖ’nün, seçime gidelim diyen bir başbakana güven oylaması yaptırması, geniş kitlelerde Kurz’a karşı bir haksızlık yapıldığı düşüncesi doğurmuştur.

ÖVP seçmeninin dışında, ÖVP’ye gelen oylar, devlet krizi oluşmaması için iktidardan vaz geçmeye hazır olan bir Başbakanın, muhalefet tarafından  itibarsızlaştırılmak istendiği düşüncesi taşıyan seçmenden gelmiştir.

Sebastian Kurz, objektif ve sübjektif koşulları çok iyi analiz ederek, mağduriyet siyasetini ona göre şekillendirmiştir.

Bugün ‘’vatan hainliği’’ olarak nitelendirilen Ibiza skandalının yanından kıl payı kurtulmuş bir parti, oylarını artırıyor-Ibiza skandalıyla hiçbir bağı kurulamayan SPÖ oy kaybına uğruyorsa, SPÖ çok iyi tahliller ve çok büyük tasfiyeler yapmak zorundadır.

Avusturya siyasetini takip etmeyen, ülke içişlerinden haberdar olmayan birisine, yaşanılanları anlatsak ve parti ismi vermeden, Ibiza skandalı yaşandı ve seçim sonuçları da böyle demiş olsak.

Bize yanıt verecek olan, seçim sonuçlarına bakarak, Ibiza skandalının baş aktörü yüzde 10 oy kaybı yaşayan FPÖ, yan aktörü de, yani koalisyon ortağı da, SPÖ diyebilir.

Ayrıca, ‘Esnek Çalışma Sistemi’’ kapsamında uygulamaya geçen 12 saat iş günü yasası, sendikalara ve işçi odalarına 3 milyon üyesi olan bir ülkede, birinci parti olarak çıkması diğer bir soru işaretidir.

Bu durumda, sendikalar ve işçi odaları dertlerini çalışanlara anlatamıyor, yada 12 saat iş günü yasasından bu çalışanlar, sermaye grupları gibi memnunlar.

Seçimlerin bizler acısından sevindirici tek tarafı, Yeşiller Partisinin tekrardan parlamentoya girmesi diyebiliriz. Göçmenler cephesine gelebilecek her türlü olumsuz kanunlara, insan hakları çerçevesi kapsamında, en azından karşı durmak zorunda kalacaklardır.

Bizlere gelince-; Avusturya seçimlerinde kimin ne kadar oy aldığından çok, seçilenlerin Ankara iktidarıyla olan ilişkileriyle ilgilenmeye devam ediyoruz.

Ya Ankara’yı çok güçsüz görüyoruz, yada Avusturya Parlamentosundan bir milletvekilini çok güçlü sanıyoruz…

  Bu yazı 851 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI